Deprecated: Assigning the return value of new by reference is deprecated in /home/yumurta/public_html/blog/wp-includes/cache.php on line 36

Deprecated: Assigning the return value of new by reference is deprecated in /home/yumurta/public_html/blog/wp-includes/query.php on line 15

Deprecated: Assigning the return value of new by reference is deprecated in /home/yumurta/public_html/blog/wp-includes/theme.php on line 505
Sepet Dolusu Yemek Tarifleri » Ayşe

buy cialis
buy levitra
order cialis online
cialis online
buy viagra
buy cialis online
buy cialis online
viagra online
order cialis
order cialis online
buy cialis online
buy levitra
order levitra
buy viagra online
buy cialis online
cialis online
order cialis
levitra online
cialis online
buy levitra
buy levitra online
order viagra
order viagra
order levitra online
buy viagra online
order viagra online
order viagra online
viagra online
order viagra online
viagra online
buy levitra
buy levitra online
buy levitra online
buy cialis
order levitra online
levitra online
order cialis online
buy viagra online
buy viagra
levitra online
order levitra online
order cialis
order cialis
order levitra
buy cialis
buy levitra online
order levitra
order viagra
buy cialis
levitra online
buy viagra
cialis online
order levitra online
order levitra
order viagra online
viagra online
buy viagra
buy viagra online
order cialis online
order viagra
4

Mar

Vücudumuzu Tanıyalım

Ayşe
el1.jpg

Herkese merhaba,

Biz bu sabah vücudumuzu tanıyalım dedik. Bunun için 1 adet plastik eldiven kullandık. Anne eldiveni şişirir 3 boyutlu bir el yapar. El ve parmaklar tanıtılır.

el.jpg

Daha sonra kalemle ağız ve göz yapılır. Böylece baş parmak burun, diğer parmaklar saç oluverir :))) keyifle kalın.

el2.jpg


14

Şub

Organik beslenin…

Ayşe
org1.jpg

Aslında insan hamileyken kendine gösterdiği özeni sürekli gösterse sanırım 100 yaşına kadar yaşar ama önemli olan hem uzun hem de sağlıklı, mutlu ve huzurlu yaşamak. Hamilelikle birlikte mümkün olduğu kadar sağlıklı beslenmeye başlamıştık, Ayşe ‘nin doğumu ve süt verme dönemi aynı şekilde geçmeye devam etti. 6. aydan sonra anne sütünün yanında ek gıdalara başlamasıyla biz de mümkün olduğunca organik ürünlerle beslenmeye başladık.

İşte bu da kolimizin içindekilerim fotoğrafları.

org.jpg

Limonlar, havuçlar, soğanlar, patatesler.

org2.jpg

sağlıklı beslenin.

sevgiler
aslı


10

Şub

İlk Etkinliğimiz…

Ayşe
dgunu.jpg

1 şubat babamızın, 7 şubat halamızın d.günleriydi…biz de yoğun ve hummalı çalışmalar sonrasında kendilerine hediyelerini hazırlayabildik :))

İlk etkinliğimizde biraz zorlandık çünkü elimizin izini çıkarmaya çalışırken kağıtları hep mıncıkladık. Ama kalemi çok güzel tutup kağıdı çok güzel karalayabildik. Ayşe bu resimde 3 aylık, zaman ne çabuk geçiyor…

sevgiler


26

Oca

Montessori Yöntemi…

Ayşe

Bizim için henüz erken olmasına karşın, mantığını anlamaya çalıştığım bu sistemi sizerle de paylaşmak istedim. Sanırım önümüzdeki dönemlerde bu sistemi uygulayıp yeni fotoğraf karelerini sizlerle paylaşacağım.

Sistemin Temel Özellikleri :

* Bütüncül eğitim
* Evrensel eğitim
* Hayat için eğitim
* Ahlak eğitimi
* Barış eğitimi
* Karakter eğitimi
* Ruhsal eğitim

Yüzyıllık bir zaman süzgecinden geçmiş olan bir sistem.MONTESSORİ FELSEFESİ NEDİR?

Montessori felsefesinin temeli; çocuğun ileride olacağı kişiyi, potansiyel olarak içinde taşıdığı düşüncesidir. Çocuğun bedensel, entelektüel ve duygusal potansiyeline tam anlamıyla ulaşması için özgürlüğe ihtiyacı vardır. Ama bu özgürlük, düzen ve özdisiplin yoluyla erişilecek bir özgürlük olmalıdır.

Dr. Montessori’ye göre çocuk, içi yetişkinler tarafından doldurulacak boş bir kâse değildi. “Konsantre olabilme ve uzun süre yoğunlaşabilme, irade disiplini ve olumlu sosyal davranış, öğrenme hevesi ve düzenli düşünme, hissetme ve hareket etme” özelliklerine sahipti. Bunlar, Montessori’ye göre psişik açıdan sağlıklı yeni çocuğun özellikleridir.

Montessori felsefesinde ‘çocuğun bireyselliği’ ön plandadır. Her çocuk, kendine özgü bir gelişime sahip bireysel bir kişiliktir.

Bir Montessori sınıfında, ‘evcilik’ anlayışı yerine, her davranışın gerektirdiği gerçek materyallerle ‘çalışmak’ ön plandadır. Çocuklar oynarken (aslında çalışırken) sınıf düzeninden ve malzemelerin korunmasından da sorumludurlar.

“YÖNTEM; ÇOCUĞA, BİLGİYİ DOLAYLI OLARAK ÖĞRETİR VE ÇOCUKLARA KENDİ KENDİLERİNE BAKABİLMELERİ İÇİN YARDIM EDER.”

MONTESSORİ EĞİTİMİNDE BASAMAKLAR

* Hazırlanmış Çevre: Öğrenmeyi mümkün kılan çeşitli çalışma alanları, çocuğun keşfetme eğilimini doyuracak şekilde yetişkin tarafından hazırlanır. Hazırlanmış ortamdaki zengin eğitim malzemeleri ile çocuklar kendi özgür seçimleri doğrultusunda, yaşlarına uygun beceri ve bilgileri kazanırken, büyük haz alırlar ve ilköğretime tam anlamıyla hazır hale gelirler.

* Özgürlük : Bir Montessori sınıfında çocuk; seçim yapmak, düşünmek ve bu düzenli hazırlanmış çevrede yaratıcı olmak için özgürdür. Özgürlüğün ilk şartı “bağımsızlık”, ikinci şartı ise “hazırlanmış çevre”dir. Üçüncü şart ise “özgür seçim”dir. Bu da düşünme ve muhakeme gücü ile bağlantılıdır. Çocuklara yetişkin yardımı olmadan, yalnız hareket etme olanağı verilmezse, onları hazırlanmış bir çevreye yerleştirmenin anlamı olmaz.

* “Bana Bunu Kendim Yapabilmem İçin Yardım Et.” : Öğretmenin çocuğa yapabileceği gerçek yardım; onun hassasiyetini ve ilgisini takip ederek seçenekleri net olarak sunmak, müdahaleden kaçınarak yaratıcı gücünü ortaya çıkarabilmesini sağlamaktır.

* Disiplin : Montessori, disiplinin, doğumla başladığına ve çocukta ortaya çıkması için yetişkin sevgi, saygı, güven ve özgürlük atmosferini yaratması gerektiğine inanır. Yetişkin, arzu edilen davranış konusunda model olmalı ve aynı zamanda çocuğu bu tarz davranışlara doğrudan yönlendirmelidir.

“Çocuğun özgür gelişmesinin sırrı; ruhen beslenmesi için gerekli olan şeylerin organize edilmesidir.” Bunun gerçekleşebilmesi için de ‘çevre’nin düzgün bir şekilde hazırlanmış ve gereken araçlarla donatılmış olması gerekir. Eğer çocuk kendi ihtiyaçlarına uygun bir çalışma alanı bulursa, bu onun kendisini geliştirmek için gerek duyduğu ihtiyacı, bize bildirmesini sağlar. Montessori eğitim sistemi, çocuğa bu çevreyi kurar ve çocuğun bu hazırlanmış çevrede güven içinde büyümesini sağlar.

sistem temel mantığı bu arkadaşlar, tabi bizim için henüz erken ama onu elleme bunu yapma demek yerine güvenli bir çevre oluşturmak, becerilerini geliştirecek aletlerle donatmak, gelişimi çok daha fazla destekleyici sanırım.

bu fotoğrafı da mizansen olarak koyuyorum, dediğim gibi bize çok erken ama bizim montessori yöntemine göre oluşturduğumuz güvenli, özgür alanımız :))

hali.jpg


21

Oca

8 aylık olduk & sürekli takip ediliyorum :))

Ayşe
mail9.jpg

Günler günleri, aylar ayları kovaladı ve biz 8 aylık bir bebek olduk efendim…Geçenlerde gezdiğimiz yerlerden birinde yaza hazırlık için denediğimiz güneş gözlüğümüzle poz verip, merhaba diyoruz sizlere.

Pazartesi günü üfürüm için tekrar kalp doktorumuzu ziyaret ettik, deliklerin büyümediği hatta biraz küçülmeye başladığı haberine çok sevindik. Artık tam oyun bebeği olduk, sürekli ilgi, dikkat çekme ve taklit eğlimlerimiz var. Mama sandalyesi üzerinde hiç birşey tutmuyoruz ya yanlarımıza sokuyoruz yada fırlatıp atıyoruz. 2 kişi konuşurken araya girip laf yetiştiriyoruz. Kendi yemeğimiz yerine anne ve baba ne yiyorsa ondan yemek istiyoruz, sofraya oturmak, orayı karıştırmak, değişik şeyler yemek istiyoruz.

Hala nine gibiyiz dişimiz çıkmadı, halamız her fırsatta kontrol ediyor eee nede olsa ilk gören bebeği donatırmış dimi :) kuru ekmek, simit, bisküvi kemirmeyi çok seviyoruz. Bebe bisküvisini kendimiz yiyebiliyoruz. Yemek seçiyoruz eğer ilk kaşıkta tadını beğenmezsek ağzımız çizgi oluyor ve birdaha açılmıyor. Balığı sevdik, yoğurtta içimiz ürperiyor nazlı nazlı yiyoruz. Birbirimize yapıştık adeta beni sürekli göz hapsinde tutuyor, göremezse kıyamet kopuyor, sürekli takip edilip, izleniyorum :)))

Bu aralar sürekli değişik yemek arayışındayım, günün sorusu ”ayşe’ye bugün ne yapsam” . Ama baktım olacak gibi değil hergece yatarken aynı düşünce ile yatıp sabah düşünerek kalkıyorum. Dengeli, sağlıklı nasıl beslemeliyim onun seveceği şeyleri nasıl bulacağım sorularını kendime iş edindim. Şimdilik yolu 2 haftalık bir excel tablosu hazırlamakla buldum böylece ne yiyip neyi yemediğini takip edebileceğim ve hergün ne pişirsem sorularından biraz uzaklaşmış olacağım.

8. aylık bebek yemekleri paylaşırsanız çok sevinirim, değişik denenmiş tarifler arıyorum.

bu da gimm cafe de otururken herkese sevgiler

mail5.jpg


25

Kas

Yemeyen Bebekler Klubüne Katıldım…

Ayşe

corba1.jpg

Bütün anneler bebekleri ek gıdaya başladıklarında her şeyin en iyisini hazırlayıp yedirmek isterler. Ve sanırım bütün anneler bebeklerin yemediğinden şikayet ederler. Bu durumda ‘’yemeyen bebekler klubüne’’ hoş geldim

Geçen hafta itibarıyla sabah kahvaltısına , öğlen çorbalara, ikindi meyve pürelerine başladık ama sadece başladık ilerleyemedik.

Her sabah büyük bir hevesle kalkıyorum 50-60 cc arası süt sağıyorum, 1 gece önceden beyaz peynirimizi suya koyuyoruz, sabah anne sütünün içine beyaz peynirimizi, 1 dilim ekmek içini (ben eti cicibebe ekmeği koyuyorum) 1 tatlı kaşığı pekmezi, 1-1,5 eti cicibebe bisküvisini ufalıyoruz. Hepsini güzelce eziyoruz, büyük bir hevesle bebeğimizin karşısına oturuyoruz, türlü şaklabanlıklarla, şarkılarla, yedirmeye çalışıyoruz. Cebren ve hile ile ağzına bir kaşık sokabilirsek ve püskürtmezse ne mutlu size 1-0 öndesiniz ama maç daha yeni başladı.

Öğlen sebzeleri (ilk hafta bir küçük havuç,patates, 1 çorba kaşığı pirinç yada bulgur, 1 tatlı kaşığı z.yağı ) küçük küçük doğruyoruz 1-1,5 bardak suyla haşlayıp tel süzgeçten ezerek geçiriyoruz. Veee karşılaşma gene başlıyor türlü püskürtmeler, elini kaşığa vurup etrafa sıçratmalar, diliyle itmelerle bebeğiniz 4-1 öne geçiyor.

İkindi saati, elma püresini hazırlıyorsunuz gene şarkılarla türkülerle yedirmeye çalışıyorsunuz. Nispeten daha başarılı geçiyor. Ama günün sonunda bebeğiniz 5-3 maçı kazanmış olarak gülücükler atarak yuvarlanmaya başlar 

Ve ertesi gün gene büyük bir hevesle hazırladığınız yemekleri hampuş humpuş yiyeceğini hayal ederek güne başlarsınız…


21

Kas

5.ayda üfürüm çıktı & 6.ayda ek gıdalara başladık…

Ayşe
td2.jpg

Yazacak çok şey konacak çok fotoğraf birikti ama bir türlü bilgisayarın başına oturamadım…5. ve 6. ay kontrollerimiz geride kaldı. 5.ay kontrolümüzde ‘’üfürüm’’ olduğumuzu öğrendik. Hemen çocuk kardiyolojisine götürdük, kalp eko ‘su çekildi, sonuçta kalp kapakçıklarında biri 4 diğeri 6 mm olan 2 tane deliğimiz var. Sevindiğimiz kısım temiz kanın, kirli kan kısmına karışması. Peki bu durumun sonucunda ne oluyor ? Dolaşım sistemine gereğinden fazla yük biniyor. Kirli kan kısmı, kanı temizlemeye uğraşırken bir de temiz kanın karışmasıyla kapasitesi artıyor. Yapacağımız şey beslenmesine dikkat etmek, düzenli kontrole götürmek ve 4 yaşına kadar beklemek. Umarım bize bir piyango vurur ve 4 yaşına kadar kendi kendine kapanır bu delikler.

Ben 6 aydan önce ek gıdaya başlamak istemediğimden 6.aya kadar ek gıdaya geçiş için bekledik. Arada bazen meyve püresi ya da organik pirinç unu ile yaptığım azıcık muhallebiden verdim. Ama sonra bunu da kestim.

Salı günü itibarıyla ek gıdalara başladık. Ayrı bir düzen ayrı bir koşturmaca. Sabah kahvaltısı, öğlen sebze çorbası arada meyve püresi v.s.. diye eklenerek uzayan bir liste. Hem ben hem de Ayşe bu duruma alışmaya çalışıyoruz. Şuan için tek yaptığımız dilimizle itip şans eseri ağzımıza giren maddeleri püskürtmek.

Ben ise Ayşe sulatana farklı, değişik, hoşuna gidebilecek neler yapabilirim diye kafa patlatıyorum. Tecrübeli annelerin de yorumlarını bekliyorum.


10

Eki

Bayram bitti…

Ayşe
bay.jpg

Artık bayramlar bayram olmaktan çıktı bize sadece tatili hatırlatan günler haline geldi…böyle olması doğrumu bilemiyorum, bir taraftan harıl harıl çalışanlar için biraz soluklanma fırsatı diğer taraftan kaybedilen değerler gibi geliyor… seyrettiğimiz bütün amerikan filmlerinde mutlaka yer alan noel geleneği, kutlaması, seramonisi bütün ailenin bir arada olması mutlaka uzakta ve küs olan aile ferdinin geri dönüşü ve noel zamanı barışması, illa ki yalnız olanların noel yemeğine davet edilmesi, herkesin birbirine hediyeler dağıtması ve uzayıp giden bu tür sahneler … gerçekte nasıldır bilemiyorum ama dışarıdaki insanlara verilen mesajlar hep aynı… keşke bizde kendi değerlerimizi yansıtan kareler bulabilsek bu kadar dizi kalabalığında işlenen konular hep abuk sabuk saplantılı aşklar, şiddet v.s..bu kadar önemli bir iletişim aracının bir o kadar boş ve aptal programlarla dolu olmasına hayretler içinde tanık oluyorum.

10 günlük tatilde (bayram demiyorum ) biz neler yaptık peki, gezenti ailesi olarak hergün bir yere gittik gezdik gezdik sonunda hepimiz hasta olduk … 1.günü teyzeler ve dayı ziyaret edildi , öğle ve akşam yemekleri yenildi, 2. gün şileye kahvaltıya gidildi arkadaşların evine , 3. gün caddeye çıkıldı, 4.gün sahile gidildi, 5.gün kemerburgaz’ da ki arkadaşlara akşam yemeğine gidildi, 6. gün hasta yatıldı.

Ayşecik eda ablasının aldığı pembe kadife bahçıvan elbisesini giydi ama çok sıkıldı, elbisenin sürekli toplanması onu rahatsız etti sonunda çıkarttık külotlu çorapla kaldı ve çok mutlu oldu. Uyudu uyandı hep başka bir yerdeydik bu hoşuna gitti sürekli etrafı ve yeni yüzleri inceledi. Sıkıştırılmaktan çok hoşlandı artık mıncıklıyoruz. Sabahları yanıma alıyorum sarılarak uyuyoruz, babayı koltuğa attık 1 gece beraber uyuduk kızımla çok güzledi. Elma rendeliyorum ve kaşıkla yedirmeye çalışıyorum. Üzüm çok hoşuna gitti. 4 numaralı beze geçtik biraz daha büyüdük, annesi çok sevindi. Alışveriş merkezlerindeki bebek odaları kontrolüne devam edildi Maltepe carrefour çok kötü hiç beğenilmedi. Babaannemiz battaniye bitirdi çok güzel kalın ama üstü çok süslü geldi süsler biraz azaltıldı. Artık sebamed’in banyo köpüğüne geçildi, köpük köpük yıkanıldı, kahkalar atıldı.

İlk hafif hastalığımız olundu, ateşimiz çıktı, anne çok üzüldü gece saat başı kalkılıp bakıldı ateş kontrol edildi, ½ fitil sokuldu düşünce rahatlanıldı. Büyükler kızdı çok gezdiniz çocuğu yordunuz diye ama yüzümüze söylenilmedi :) bayram sonrası evde oturuldu, iyileşildi ve bol bol dinlenildi.


8

Eyl

En sevdiğimiz oyuncaklarımız…

Ayşe

oyun.jpg

3,5 aylık Ayşe ve acemi annesinin maceraları devam ediyor. Bu aralar Ayşe’nin en sevdiği şey akşamüzeri bahçeye çıkıp hava almak, oyun halısı üzerinde durmak, kitabın okunması ve zürafa ile konuşmak…bunları yaparken çok mutlu oluyor bizde artık salonumuzu ona göre düzenliyoruz .

oyun1.jpg

Önceleri yüzü koyun yatmayı sevmiyorduk artık yüzü koyun yatıyoruz bu hoşumuza gitmeye bile başladı. Uyumak için baş parmağımızı biraz emiyoruz, bu durum benim kafama takıldı emzik almıyor ama parmak emme acaba alışkanlık yapar mı v.s.. diye bakalım zaman içinde göreceğiz bu durumu.

4.ay muayenemiz yaklaşıyor, muayene demek aşı demek, aşı demek ağlamak ve gözyaşı demek…

oyun2.jpg


23

Tem

2. AYIMIZ GERİDE KALIRKEN

Ayşe

Herkese merhaba,

Uzun süredir yazmayı çok istesem de bir türlü bizim bidikten fırsat bulup bilgisayar başına geçemiyordum, 2. ayımız geride kaldı.

Bu arada yaşadıklarımızı kısaca özetlemek gerekirse ; ( kısaca diyorum çünkü laf kızımdan açılınca, kınadığım duruma düşüyorum farkında olmadan, hep kızımla ilgili konuşmak istiyorum :) )

Ayşecik 2. ay muayenesinde 2 tane aşı oldu. 5 i 1 yerde olan karma aşı ile Rota virüsü aşısı… Ayşecik muayenede sakin sakin dururken önce ağızdan verilen Rota aşısıyla biraz ekşidi arkasından doktorumuzun yaptığı karma aşı ile bastı yaygarayı, alt dudak büküldü, düştü, titredi gözlerden yaşlar akmaya başladı, bu durum beni çok üzse de yapacak bir şeyimiz yok mecbur bu ağlamalara alışmaya çalışacağız… 2. ay ile 3. ay arası ( 3.ü ayı geçirmeden de verem aşımızı olacağız)

Verem aşısı, verem savaş derneklerinde yada sağlık ocaklarında yapılıyor.. ben Kadıköy verem savaşı aradım ( numarası 336 02 29) verem aşısı haftada 2 gün yapılıyormuş Pazartesi ve perşembe günleri saat 09:00 ile 10:30 arasında yapılıyor. Giderken yanınızda aşı kartınızı götürmeniz yeterliymiş. Biz yakında bu deneyimi de yaşayacağız onu da sizlerle paylaşırım.

Doktorumuzun 2. ay ile 3. ay bebeklerde yaşanacak değişikliklerle ilgili söylediklerine gelince;

Uyku ; bebekler 2. aydan sonra gündüzleri tavşan uykusu uyumaya başlarlarmış, yarım saat, kırk dakika uyuyup siz yerine koyunca uyanırlarmış. Yavaş yavaş geceleri daha uzun uyumaya gece ile gündüzü ayırt etmeye başlarlarmış. Anne sütü alıyorlarsa eskiden olduğu gibi her vermek istediğinizde değil acıktıklarında memeyi kabul ederlermiş. Bir bebek dolu bir göğsü 6 dakikada boşaltabilirmiş bu da memede daha kısa kalmaya başlayacağı anlamına geliyor ama daha uzun da kalabilir tek dostları meme olduğu için keyif, oyalanmak, avunmak için de memeyi kullandıklarını düşünürsek :)

El emmek; bizimkide son zamanlarda şapırdata şapırdata elini emiyordu, ben de her seferinde acıktı diye yorumluyordum. Bu aylarda bebeklerde görülen bir olaymış bu yani elini emmesi acıktığı anlamına gelmiyormuş.

Emzik; bizim doktorumuz emziğe karşı. Ben Ayşe’ye vermeye çalıştıkça almadı ve ağzıyla itip dışarı attı. Benim girişimimde sonuç vermedi :)

Banyo; günde en az 1 kere mutlaka bebeklerin yıkanması hem büyümesi hem de rahatlaması için çok önemliymiş. Ben sıcak havalarda sabah-akşam yıkıyorum.

Pişik; bebeklerde artık eskiden olduğu gibi pudra kullanmak yasak, gözeneklerini tıkadığı için. Halis zeytinyağı ile yağlayabilir yada ph ı uyumlu kremler- bebe yağları kullanabilirsiniz. Ben Ayşe’ yi arada zeytinyağı ile yağlıyorum (hiç yağ kalmıyor teni hemen çekiyor ve garip bir şekilde kokmuyor) genelde de Mustela’nın nemlendirici kremini kullanıyorum.

Güneş; mutlaka 50 faktör krem kullanın ve bebekleri güneşten uzak tutun.

D vitamini; anne sütünde olmayan tek vitamin olan D vitaminini doğduktan sonra 15. günlükken ağızdan damlatarak kullanmaya devam ediyoruz.

Giydirmek ; kesinlikle çok giydirmemek gerekiyormuş. Ben Ayşe’yi body ile tutuyorum hep ama ayağına mutlaka çorap giydiriyorum.

Güvenlik ; bebekleri arabada mutlaka ana kucağını emniyet kemeri ile bağlayarak sabitleyerek yapın.

Sizde görüşlerinizi yorum yaparak yada mail atarak benimle paylaşabilirsiniz.

Sevgiler
aslı